De ki,. Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin..? Furkan/77..
Bu ayet, ilk bakışta insanın Allah katındaki değerini DUA ve ibadetle kazanacağını ifade ediyor gibi görünür. Fakat duanın hakikatini biraz daha derinden düşündüğümüzde, onun yalnızca dille yapılan bir istemekten çok daha geniş ve kuşatıcı bir anlam taşıdığını görürüz.
DUA kulun Rabbine yönelmesi, O’nu çağırması, O’nunla bağ kurması ve O’na muhabbetle yaklaşmasıdır. İnsan nasıl sevdiği birine yöneliyor, onunla konuşuyor, yakınlık kuruyor ve gönlünü açıyorsa, DUA da kulun Rabbiyle kurduğu en derin yakınlık ve MUHABBET hâlidir.
DUA kalbin Hakk’la kurduğu o samimi, perdesiz bağdır ve insan, yaradılışı gereği bu ilahi muhabbeti sadece dergâh-ı ilahide değil, can cana temas ettiği insan ilişkilerinde de arar. Kalbe nakşedilen o mutlak sevme ve sevilme arzusu, ancak başka bir gönüle dokundukça tecelli eder, dünyadaki o çetin gurbet yalnızlığı, ancak hakiki bir muhabbetle hafifler.
Çünkü insan, yaratılışı gereği yalnızca yaşamaya değil, sevmeye ve sevilmeye de muhtaçtır. Kalbin derinliklerinde bulunan ilahî sevme ve sevilme istidadı, insanı sürekli bir yakınlık arayışına sevk eder.
İnsan, dünyadaki gurbetini başka gönüllere dokunarak, muhabbet ederek ve anlaşılmaya çalışarak hafifletmek ister.
Ne var ki insanın bu yakınlık arayışı, karşısındaki insanın henüz terbiye edilmemiş nefsiyle karşılaştığında çetin bir imtihana dönüşebilir. Çünkü insanın içinde sevgi kadar sahiplenme, anlayış kadar beklenti, merhamet kadar ego da bulunur.
Bir gönüle sınırları aşarak, onu olduğu hâliyle değil de kendi beklentilerimiz doğrultusunda yaklaşmaya başladığımızda, karşımızdakinin hamlığı, kibri, bencilliği veya tek bir incitici sözü bile kalbimizde derin yaralar açabilir.
Burada ki asıl imtihan, MUHABBET etmek ile NEFS'e bağlanmak arasındaki farkı görebilmektir.
Hakiki muhabbet, karşısındakini kendine ait görmek değildir.
Onu değiştirmeye, sahiplenmeye, tüketmeye veya kendi boşluklarımızı onun üzerinden doldurmaya çalışmak hiç değildir.
Hakiki muhabbet, Allah’ın yarattığı bir kula, yine Allah’ın hatırına gönül açabilmek, severken sınırı, yakınlaşırken edebi, bağ kurarken hürriyeti koruyabilmektir.
Bu sebeple muhabbetimizin temel düsturu, nefsin beklentilerinden arınmış, karşılıklı anlayışa ve menfaatsizliğe dayanan bir yakınlık olmalıdır.
İnsanlardan beklediğimiz sevgiyi, anlayışı ve kusursuzluğu onların omuzlarına yükledikçe kırılırız. Fakat muhabbetimizi Allah’a bağlayıp insanlara O’nun emaneti olarak baktığımızda, beklentinin yerini şefkat, sahiplenmenin yerini merhamet, kırgınlığın yerini ise anlayış almaya başlar.
İnsanın asıl terbiyesi de burada başlar..
İnsanı sevmek, fakat insanı Allah’ın yerine koymamak.
Yakın olmak, fakat nefse teslim olmamak.
Gönül vermek, fakat gönlün sahibini unutmamak.
DUA da aslında bize bunu öğretir.
KUL, dua ile Rabbine yöneldikçe gönlünün gerçek adresini bulur. İnsanlardan beklediği her şeyi önce Allah’a arz eder. Böylece insanlara olan muhabbeti bir ihtiyaç ve bağımlılık olmaktan çıkar, bir lütuf, bir merhamet ve bir GÖNÜL güzelliğine dönüşür.
İşte o zaman insanın dünyadaki gurbeti de hafifler.
Çünkü bilir ki insan insana yoldaştır, fakat asıl yakınlık Allah’adır.
İnsan gönülleri birbirine açılan kapılardır, fakat o gönüllerin hakiki sahibi Allah’tır.
Duanın hakikati de tam burada saklıdır, Kul Rabbine muhabbetle yöneldikçe, nefsinden uzaklaşır, nefsinden uzaklaştıkça insanlara daha sahici bir muhabbetle yaklaşır.
İnsan, Allah’a yakınlığını kaybetmeden insanlara yakın olmayı öğrendiğinde, muhabbet artık bir beklenti değil, bir ibadet hâline gelir.
Tasavvufi irfan bize öğretir ki, Hakk’a vasıl olmadan evvel halka perdesiz yakınlaşmak, ruhu incitir.
Humanist bir yakınlık, edep ve nefis terbiyesiyle taçlanmadıkça maraz doğurur.
Bu sebeple insani ilişkilerdeki muhabbetimizin ana düsturu, nefsin iktidar arayışından sıyrılmış, karşılıklı anlayışa dayanan uhrevi menfaat gözetmeyen bir Lillâhi teâlâ yani ALLAH İÇİN düşüncesi olmalıdır.
Yanındaki insanı bir sahip olma nesnesi değil, O’nun bir tecellisi, bir aynası olarak görebildiğin nispette muhabbetin safi bir duaya dönüşür.
Tarih: 2026-08-22 09:07:16