“Sokma akıl dokuz adım gider” derler… Yani dışarıdan gelen iteklemelerle bir yere kadar ilerleriz; ama içimizden gelen o kararlılık yoksa, yolun devamı hep eksik kalır. Bu düşünceden yola çıkarak, şöyle sakin bir çay muhabbeti tadında, kimseyi yormadan ama gerçeği de eğip bükmeden konuşalım istedim.
Bugün sizlerde daha doğrusu çoğumuzda sıkça gördüğüm o cümleden bahsetmek istiyorum,..
“Bir ara yaparım…”
Ne tanıdık, değil mi? İşte ertelemenin en masum görünen, ama en sinsi hali tam olarak bu. Çünkü çoğu zaman bir işi gerçekten istemediğimiz için değil, “nasıl olsa zamanı var” diye düşündüğümüz için erteliyoruz. Oysa hayatın bize sunduğu zaman, sandığımız kadar sabit ve bol değil.
Zaman ve enerji bir kum saati gibidir..
Hepimiz yarın daha dinç, daha motive, daha hazır olacağımızı varsayarız. Ama gerçek pek öyle işlemez. Bugün yapmadığımız her şey, yarına devrettiğimiz bir yük olur. Yani yarının enerjisinden çalar, bugünün ağırlığını oraya taşırız. Sonuç mu? Daha fazla stres, daha az güç.
Oysa motivasyon beklemekle gelmez…
Motivasyon, harekete geçince doğar.
“Bir gün” düşüncesi neden bu kadar cazip?
Çünkü bize rahatlık sunar. Sorumluluğu erteler, vicdanımızı geçici olarak susturur. Ama her “yapamadım” hissi, içimizde küçük bir güven kaybı yaratır ve bu kayıplar birikir. Sonra bir bakarız, sadece işi değil, kendimize olan inancımızı da ertelemişiz.
Koşullar bizim için beklemiyor..!
Hayat akıyor. Fırsatlar değişiyor. Biz değişiyoruz.
Bugün heyecan duyduğumuz bir şey, “o gün geldiğinde” artık aynı anlamı taşımayabilir. Ya da biz hazır olduğumuzda, o kapı çoktan kapanmış olabilir.
Ve şunu unutmayalım..!
Ertelemek sadece işlerin birikmesi değildir.
Ertelemek, içten içe taşınan bir suçluluk, kaçırılmış bir huzurdur.
Küçük bir hatırlatma.!
Elbette hepimiz yoruluruz. Dinlenmek, durmak, nefes almak çok insani.
Ama durmak ile kaçmak arasındaki farkı kaçırdığımızda, en büyük haksızlığı kendimize yaparız.
Belki de çözüm çok büyük adımlar atmak değil…
Sadece o “dokuz adımı” kendi isteğimizle atabilmek.
Bugün kendinize küçük bir iyilik yapın.
Ertelediğiniz o şeyden minicik bir parça bile olsa başlayın.
Çünkü yarın sabah uyandığınızda,
dünün yükünü taşımak mı,
yoksa bugünün heyecanını hissetmek mi istediğinize
yalnızca siz karar verirsiniz.
Geç kalmadınız..!
Sadece başlamak için doğru anı bekliyordunuz…
Ve o an, aslında tam da şimdi.
Tarih: 2026-03-26 23:57:40