OKU..!
OKU..!

FENA VE BAKÂ

FENA VE BAKÂ

Tasavvufi yolculuk, özünde gözün kapanıp, kalbin açılması ve ardından "kalbin gözüyle her şeyin yeniden görülmesi" sürecidir. Bu süreç, birbirini tamamlayan iki dikey evreden oluşur..
Birinci Seyir: Fenâfillah ve Bâtın’ın Derinliği yanii İçe Doğru Yolculuk,..
İlk aşama, insanın kendi vehmî varlığından, egosundan (nefsinden) ve kesretin (çokluğun) illüzyonundan sıyrılmasıdır. Kişi, bu mertebede BEN dediği varlığın aslında mutlak varlığın bir gölgesi olduğunu idrak eder. Bu bir yok oluş değil, asla ve ÖZ'e rücu ediştir.
Allah’ın el-Bâtın (gizli, içsel olan) ismi şerifinin tecelli ettiği bu seyirde, dış dünya geçici olarak perdelenir. Yolcu, dışarıdaki gürültüyü susturup içeriye, kendi hakikatine dalar. Tıpkı bir damlanın okyanusa düşüp okyanusta kaybolması gibi, kişi de kendi sınırlı varlığını Mutlak Varlık’ta eritir. Burada sadece Tek olan kalır, çokluk birliğe feda edilir.
İkinci Seyir: Bakâbillah ve Zâhir’in İhtişamı (Dışa Doğru Dönüş)
Pek çokları tasavvufun nihai noktasının bu "yok oluş" (fenâ) olduğunu sanır, oysa asıl hayranlık uyandırıcı menzil buradan sonra başlar.. Bakâbillah.
Okyanusta kaybolan damla, artık okyanusun bizzat kendisi olarak geriye döner.
Bu aşama, Allah’ın ez-Zâhir (apaçık, görünen) isminin tecelligahıdır. İlk seyirde her şeyi Hak’ta yok eden arif, bu ikinci seyirde Hak ile baki kılındığı için, artık her şeye Hakk'ın nazarıyla bakmaya başlar. Alemler, onun için bir yabancı veya perde değil, Orijinal Varlık’ın (Zat-ı İlahi'nin) isim ve sıfatlarının aynadaki akisleridir. Arif, dünyadan elini eteğini çekmez aksine, kesretin (görünen dünyadaki çokluğun) içindeki vahdeti (birliği) seyrederek halkın içinde Hak ile beraber olur.
Özetle toparlarsak,..
Bâtın Seyri (Fenâ): Kesretten Vahdete (Çokluktan Birliğe) gidiştir. İnsanın kendi gölgesini geçip Işık'ta kaybolmasıdır.
Zâhir Seyri (Bakâ): Vahdetle Kesrete (Birlikle Çokluğa) dönüştür. Işığın kendisi olup, karanlık sanılan her şeyi o ışıkla aydınlatıp seyretmektir.
İlk seyir bir istiğrak kısaca kendinden geçiş ise, ikinci seyir en yüksek seviyede bir AYIK'lık ve ŞUUR halidir. Tasavvuf, ne sadece dünyayı terk etmek ne de sadece dünyaya dalmaktır, tasavvuf, Bâtın'da bulduğunu Zâhir'de her AN müşahede edebilme kabiliyetidir.

Tarih: 2026-05-18 08:48:06