Dünya yaşantımızda her gün binlerce yüzle karşılaşıyor, sayısız bağ kuruyoruz. Ancak akşam olup evimize kapanıldığında, kişi sadece kendi çıplak gerçeğiyle baş başa kalıyor. İşte o AN'ın tek bir hesabı oluyor,.. Beni, hiçbir menfaat gözetmeden, sadece beni BEN olduğum için, hiçbir karşılık beklemeden seven kaç yürek vardır.? düşüncesi..
İnsanoğlu bu hayatta en derin huzuru, mal-mülk hırsından ve çıkar hesabından arınmış GÖNÜL'lerin varlığında bulur.
Çünkü Sevgi, ne zaman ki.! benim için ne yapabilir.? sorusunu terk eder,..işte "O" zaman hakikate, yani asıl kaynağına yaklaşır.
Modern dünyanın SEVGİ adı altında sunduğu çoğu bağ, aslında gizli bir sahiplenme arzusudur. Oysa tasavvufun o duru pınarından süzülüp gelen bakış açısı bize bambaşka bir şey söyler,.. Gerçekten seven, seni kendine hapsetmeye değil, seni kendi özüne ulaştırmaya çalışır.
Çıkar üzerine inşa edilen köprüler, ilk fırtınada yerle bir olmaya mahkûmdur. Fakat ruhun derinliklerinde kök salan hakiki MUHABBET, zamanın yıpratıcı etkisine karşı dirençlidir. Biz buna "Allah için sevmek" diyoruz. Bu, beklentisizliğin en saf hali, kalpten kalbe akan en duru enerjidir.
Yol Arkadaşı mı, Yük mü..?
Her yol arkadaşı bizi hakikate götürmez. Bazı dostluklar vardır ki, nefsimizin karanlıklarını besler, bizi dünyanın geçici ve aldatıcı ışıklarına hapseder. Oysa hakiki DOST, gönlümüze tutulan bir AYNA gibidir.. Bize kusurlarımızı değil, içimizdeki o cevheri, yani Yaradan’a olan yakınlığımızı gösterir.
İnsan sadece et ve kemikten ibaret bir varlık değildir. Kuantum fiziğinin bugün FREKANS dediği şeye, Arifler yüzyıllar önce Gönül Titreşimi demiştir.
Sevgi, Kainatta ki en yüksek frekanstır.
Saf niyetle kurulan bağlar ruhsal alanımızı genişletip bizi hafifletirken korku, bencillik ve hesap üzerine kurulan ilişkiler ruhumuzu daraltır, bizi nefes alamaz hale getirir.
Şunu unutmamalıyız ki.!
Gerçek DOST bizi sürekli alkışlayan değil, gerektiğinde sarsıp hakikate uyandırandır.
Bizi dünyaya zincirleyen değil, ruhumuzun zincirlerini çözen kişidir.
Hayatın karmaşası içinde yorulmuş ruhlar için reçete bellidir.
Ruh, ancak kaynağına yöneldiğinde tam anlamıyla huzur bulur.
Gönüller aynı hakikate yöneldiğinde, aradaki mesafeler kalkar ve görünmez bir uyum doğar.
İnsanın en büyük yolculuğu dışarıya değil, kendi içine ve Rabbinedir.
Bu yolda karşımıza çıkan, bizi hiçbir dünyalık menfaat beklemeden seven ve bizi "O’na" yaklaştıran her gönül, aslında birer ilahi ikramdır. Eğer yanınızda sizi kendinizden alıp hakikate götüren bir CAN varsa, dünyanın en büyük servetine sahipsiniz demektir.
Çünkü nihayetinde, bu dünyadan yanımızda götüreceğimiz tek şey, saf bir niyetle biriktirilmiş Allah için sevilen GÖNÜL'lerdir...
Tarih: 2026-05-12 06:18:29